GÜVERCİN HASTALIKLARI 5.BÖLÜM


FUNGAL (MANTAR) KÖKENLİ GÜVERCİN HASTALIKLARI


CADİDİASİS (TERS GURSAK) :


Ancak hastalık Mycosis, Muget, Yeast ve Trush adları ile de bilinmektedir. Fungal bir hastalıktır. Fungal (mikotik) hastalıklar, toplumda yaygın adı ile mantar hastalıkları olarak bilinirler. Cadidiasis de sindirim bölgesinde özelliklede üst sindirim bölgesinde görülen müzmin formlu bir mantar hastalığıdır. Mantar mikrobunun yerleşerek hastalığa neden olduğu bölge, proventriculus olarak da adlandırılan ve kursaktan sonra yemlerin geçtiği ilk durak olan bezlimidedir. Kümes hayvanları, serçeler, su kuşları ve güvercinler gibi bir çok kuş türünde yaygın olarak gözlenen bir hastalık türüdür. Hastalığa neden olan mikrop Candida abbicans adı verilen bir mantar organizmasıdır. Bu mikrop daha çok bozuk yem üzerinde bul unmaktadır. Güvercinlere bayat ve küflü yem verilmesi hastalık riskini çok artırmaktadır. Güvercinlere verdiğimiz yemlere mutlaka dikkat etmemiz gerekmektedir. Verilen yemlerin taze olduğunun göstergesi bu yemlerin çimlenme yeteneğini kaybetmemiş olmasıdır. Yem olarak ?kısır tohum? kullanımı doğru değildir.

Hastalığı Belirtileri :
Mantar mikrobu, bezlimide de küçük yaralara neden olmaktadır. Bu yaralar ufak boğumlar oluşturarak zaman zaman bir aşağıda yer alan ve taşlık adı ile bilinen kaslımideye yemlerin geçişini engellemektedir. Bu durum bezlimide de yemlerin birikerek buranın şişmesine neden olur. Bu şişlik bezlimideyi çevreleyen kan damarlarına basınç yapar ve yer yer bu damarların patlayarak kanamasına neden olur. Bu kanama güvercinin ağzından kan gelmesi şeklinde kendini gösterir. Bazen yuva içinde yerde gördüğümüz ve anlam veremediğimiz kan birikintilerinin nedeni bu tür bir kanama olabilir. Bezlimidenin bu şekilde tıkanması aynı zamanda kursakta şişmeye de neden olur ve kuş ara sıra kusarak bu birikintiyi atmaya çalışır. Kusmuğun kokusu, normalden daha kötüdür. Özet olarak kursakta şişme ve zaman zaman tahıl içeriğinin kusulması ile birlikte ağızdan kan gelmesi gibi durumlar bize kuşumuzda Cadidiasis hastalığının bulunduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra ağız içinde veya damakta görülen küçük beyaz mantar oluşumları hastalığı belirlememizi sağlar. Daha net olan bu göstergelerin yanı sıra, kayıtsızlık, iştah kaybı, ağırlık kaybı, kuşun performansında düşme, genç kuşlarda yavaş büyüme, yetişkin kuşlarda telek çürümesi ve tüy yarılması gibi durumlar bu hastalığın diğer belirtileridir. Boğazdan alınacak örnekler üzerinde yapılacak kültür testi ile hastalığa kesin teşhis koyulabilir.
Cadidiasis (Ters Kursak) Hastalığı Tedavi Yoları/ Sağaltım :
Hastalığın deri enfeksiyonu ve tüy çürümesi şeklinde seyretmesi durumunda, banyo sularına karıştırılacak Bakır sülfat sorunun çözümü için yararlıdır. Bakır sülfat için 1 / 2000 oranında sulandırma uygundur. Bunun için 4.5 litre banyo suyuna yarım çay kaşığı ilaç karıştırmak gerekir. Bakır sülfat, sülfürik asidin bakır II okside etkimesi ile oluşan bir tuzdur. Parlak mavi kristaller halindedir ve piyasada göz taşı adı ile satılmaktadır. Kimyasal madde satan yerlerde bulunabilir. Hastalığın bezlimide de görülmesi durumunda Nystatin etken maddeli ilaçlar kullanılmaktadır.
ASPERGİLOSİS :


GENEL BİLGİLER


Aspergilosis, hayvanlarda ve insanlarda da görülebilen bulaşıcı bir mantar hastalığıdır. Hastalığın bir diğer adı da Pneumomycosis’dir. Daha çok Aspergilosis ya da Aspergillus adı ile bilinen bu hastalık bir Fungal hastalıktır. Fungal (mikotik) hastalıklar, toplumda yaygın adı ile mantar hastalıkları olarak bilinirler. Aspergilosis mikrobunun çeşitli türleri bulunmaktadır. Bu türlerden güvercinlerde hastalığa neden olanı, Aspergilosis fumigatus adı ile bilinir. İnsanda ve diğer hayvan türlerinde hastalığa neden olan Aspergilosis türleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle insandan güvercinlere ya da güvercinlerden insanlara Aspergilosis bulaşmaz.
Genç kuşlar hastalığa karşı oldukça duyarlıdırlar. Hastalık çeşitli nedenlerle bağışıklık sistemi zayıflamış kuşlarımızı, başka hastalıklara yakalanmış ya da bu hastalıkları atlatsa bile bu nedenle güçsüz düşmüş kuşlarımızı, stres altındaki kuşlarımızı, kötü hijyenik koşullarda, sağlık açısından uygun olmayan yuvalarda beslenen, iyi ve nitelikli yem tüketmeyen kuşlarımızı yakalama eğilimindedir. Hastalık tedavi edilse bile kuşlar bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmaz ve hastalık tekrarlama eğilimi gösterir. Bu nedenle sürekli dikkatli ve olunması ve gereken tedbirlerin elden bırakılmaması gerekmektedir. Hastalık kuştan kuşa fazla yayılma eğiliminde değildir. Bulaşma daha çok solunum yolu ile olur. Ancak temas ile  bulaşma da olabilir.

HASTALIK MİKROBUNUN GELİŞME ORTAMLARI

Hastalık mikrobunun gelişimi daha çok nemli ortamlarda olur. Bu nedenle hastalık yağmurdan yalıtımı iyi yapılmamış yuvalarda ve kış aylarında daha fazla gözlenir. Güvercin yuvası yapımı için kullanılan sunta, tahta gibi elemanlar ıslandıklarında mikrop üretebilirler. Daha nemli olan yuva altları, yuvanın arkası gibi yerlerde biriken ve temizlik sırasında gözden kaçan dışkılar mikrobun çoğalmasına neden olabilir. Yuvalıklarda kullanılan saman ve benzer otlar ıslandıklarında mikrobun üremesi için çok uygun bir zemin yaratırlar. Islak samanın solunması kuşlarımıza hastalığın bulaşması için yeterlidir. Aynı şekilde gübreli toprağın solunması veya yenmesi hastalık nedeni olabilir.
Bazı ev kadınları şehir içindeki yabani güvercinlere bayat ekmekleri ıslatarak vermektedirler. Islatılmış ekmek, Aspergilosis mikrobunun üremesi için çok uygun bir ortamdır. Ayrıca kuşlarımıza verdiğimiz yemlerde hastalık kaynağı olabilir. Özellikle bayat ve küflü yem verilmesi hastalık riskini çok artırmaktadır. Güvercinlere verdiğimiz yemlere mutlaka dikkat etmemiz gerekmektedir. Verilen yemlerin taze olduğunun göstergesi bu yemlerin çimlenme yeteneğini kaybetmemiş olmasıdır. Yem olarak “kısır tohum” kullanımı doğru değildir.

BELİRTİLERİ

Hastalık genellikle müzmin bir form izler. Hastalık erken devrelerinde kendini fazla belli etmez. Ancak sonradan ölümcül olabilir. İlk başlarda, performans kaybı, genel kayıtsızlık, güçsüzlük, uyuşukluk gözlenir. Daha sonra solunuma ilişkin sorunlar kendini göstermeye başlar. Hırıltılı sesler çıkartma, nefes alıp verme güçlüğü, esneme, ağız açık şekilde soluma, her nefes alıp vermede kuyruğun aşağı yukarı hareketi gözlenebilir. Dışkının kıvamı değişir ve ishal görülmeye başlar. Hastalığın ciğerleri etkilemesi ile birlikte koyu yeşil renkli sulu dışkı gözlenebilir.
Hastalık belirtileri belirgin olarak iki noktada kendini göstermektedir. Birincisi, iç organlarda özellikle akciğer ve hava keselerinde, soluk borusunda kendini gösterir. Böyle olduğunda bu organlarla birlikte solunum yolları, dil ve damakta da tabakalar halinde mantar oluşumlarına rastlanabilir. Bu tabakalar akciğerlerde darı tanelerine benzer büyüklüktedir. Bu tabakalar akciğerlerde kadavra analizi ile saptanabilirler. Dil ve damakta ise beyaz, sarı ve yeşilimsi bir renkte olurlar. Kuşun gagası açılıp gözlenebilir. Bu tabakaların bir şekilde kazınıp alınmaları sorunu çözmez hastalık tedavi edilmediği sürece aynı tabakalar tekrar çıkar. Bu tabakalar hastalığın tanısı için önemli göstergelerdir. Gözle yapılacak gözlemlerin yanı sıra boğazdan alınacak örnekler üzerinde yapılacak kültür testleri ile hastalık kesin olarak teşhis edilebilir.

İkinci olarak deri üzeri ve tüylerde hastalık görülebilir. Deride pul pul döküntü şeklinde soyulma, kuşların sinirli davranışlar göstermesi ve tüy yolmaları gözlenebilir. Özellikle kanat teleklerinde çürüme ve kırılarak düşmeler yaşanabilir. Tüylere ve özellikle de yeni çıkan kanat teleklerine mantar bulaşması durumunda bu tüyler gelişimini tamamlayamaz ve ölürler. “Tüy çürümesi” olarak adlandırılan bu durumun nedeni, mantar kökenli olabildiği gibi dış parazitlerden at sineğinin etkisi ile de olabilmektedir. At sineği tüy değişimleri sırasında yeni çıkan teleklerin kan ile dolan dip kısımlarından delik açarak kan emmesi sonucu bu tüyler sonradan bozuluma uğrar ve çürüyerek düşerler. Bazı kuşçuların “telek patlattı” dedikleri bu durum sonucu telek dibinden dışarı doğru kanama olur.

ALINABİLECEK ÖZEL ÖNLEMLER

Tüm hastalık etmenlerinin devre dışı bırakılması gerekmektedir. Yuva içinde ve çevresinde mutlaka kuru ortam yaratılmalıdır. Yuva içine toprak serilmemeli, saman dökülmemeli ve kuşlarımıza her zaman taze yem verilmelidir. Havadar ortam ve hijyen koşullarına dikkat edilmesi şarttır. Salmanızda bu hastalık baş gösterdiğinde salma içinde bulunan tüm kalsiyum kaynaklarını, ahtapot kemiklerini, grit ve kum taşlarını kullanımdan kaldırmakta yarar vardır.

TEDAVİ VE KULLANILABİLECEK İLAÇLAR

Hastalığın deri enfeksiyonu şeklinde seyretmesi durumunda, banyo sularına karıştırılacak Bakır sülfat sorunun çözümü için yararlıdır. Bakır sülfat için 1 / 2000 oranında sulandırma uygundur. Bunun için 4.5 litre banyo suyuna yarım çay kaşığı ilaç karıştırmak gerekir.
Bakır sülfat, sülfürik asidin bakır II okside etkimesi ile oluşan bir tuzdur. Parlak mavi kristaller halindedir ve piyasada “göz taşı” adı ile satılmaktadır. Kimyasal madde satan yerlerde bulunabilir. Ankara’da Ulus’ta Modern Çarşı’nın üst katında var.
Hastalığın akciğer ve solunum yollarında görülmesi durumunda Itraconazole, Ketoconazole, Nystatin etken maddeli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu etken maddeleri bulunduran güvercinler için üretilmiş özel bir ilaç ülkemizde yoktur. İçinde bu etken maddeleri bulunduran beşeri ilaçlar eczanelerde bulunabilir. Bu ilaçlar veteriner hekim kontrolünde gerekli doz ayarlaması yapılarak güvercinlere kullanılabilir.

Kaynak : adanavho,guvercin.info
Blogger tarafından desteklenmektedir.