GÜVERCİN HASTALIKLARI 4.BÖLÜM


PARAZİT KÖKENLİ GÜVERCİN HASTALIKLARI


COCCİDİOSİS ( COCCİ ) : 
Cocci bir bağırsak hastalığıdır ve aşağı yukarı her güvercinde (hasta olmasalarda) mevcuttur. Bu hastalığın nedeni virüs veya bakteri değil Coccidia denilen mikroskobik bir bağırsak parazitidir. Paratifo bakterisi gibi hareket edip bağırsakların duvarlarına yerleşir ve burayı zamanla mahveder. Bu durumda aynı Paratifoda olduğu gibi ishal ortaya çıkar. Cocci bir hastalıktan çok güçsüzleştirici zayıflatıcı bir haldir. Fakat, vücuda etkisi nedeniyle kuşun paratifo, PMV-1 ve pamuk gibi hastalıklara kolay hedef olmasını sağlar. Bu nedenle tedavisi lazımdır.

Hastalık belirtileri göstermeyen fakat bu organizmayı taşıyan kuşlara tedavi yapmaya bir nevi gerek yoktur. Kuşlar az miktarda organizma taşıyıp vücutlarının doğal koruma sistemi ile bununla başa çıkabilecek durumdadır. Sorun bu hastalığın 2-3 haftalık yavrularda baş göstermesi. Yavrular coccidiosis organizmasını vücutlarında taşıdıkları için yaşam tarzlarında olan ani değişimler (anne babanın güvercin sütünden süt/yem parçaları karışımı beslemesine geçmesi) yavruları sitrese sokup yeni ortamlarına alışamadan cocci'nin bağırsaklarda hareketlenmesine neden olur. Sonuç olarak bu yavrular çelimsizlikten, halsizlikten veya başka enfeksiyolardan dolayı ölebilirler. Bunun yanında arka arkaya yavru veren dişilerdede üretim sezonunun ortasına doğru bu durum ortaya çıkabilir. Bu nedenle üretime her iki çift yavrudan sonra bir süre ara vermek dişi kuşların sağlığı için iyi bir harekettir.

Bu hastalığın farkına erken varılıp hemen tedaviye geçilirse kuşların kurtulma olasılığı  bağırsak duvarının kendini çabuk tamir etme kabiliyeti dolayısıyla yüksektir. Erken teşhis ne kadar önemliyse o kadarda zor olabilir. Zayıflama ve ishal bu hastalığın olduğu kadar bir çok başka hastalıklarında (paratifo, pamuk, e-koli  ve çeşitli iç parazitler gibi) belirtileri olması kesin teşhisin dışkı veya ölü kuşların kursaklarındaki maddelerin mikroskop altında gözlenimiyle mümkündür.  Bu gözlem sırasında akılda bulundurulması gereken şey en sağlıklı güvercinin dışkısında bile bir kaç cocci organizmasına rastlanılabileceği ve bunun kuşun hasta olduğuna işaret olmadığıdır.

Bu hastalığa karşı benim ilaç tercihim Aureomycin-Sulmet (içme suyuyla karıştırılan toz halinde). Aslında genel kapsamlı bir antibiyotiktir. Benim tercih etmemin nedeni iki ilacın birlikte olması. Sulmet Coccidiosis'e karşı kuvvetli bir ilaçken yanında cocci ile benzer belirtileri taşıyan paratifo'ya karşı kullanılan Aureomycin antibiyotiğinin olması bir nevi yanliş teşhis olasılığını elemine ediyor). Bu ilacı veya herhangi bir Sulmet taşıyan ilacı kullanırken kuşlarınıza verdiğiniz kursak taşlarını, gritleri, ahtapot kemiklerini  ve kalsiyum taşıyan ne varsa ortadan kaldırmanız çok önemli.
Bu hastalığa karşı kullanabileceğiniz ilaçlardan bazılari şunlar; Sulfametazine Plus (5 gün suyla verilerek) bunu takip olarak Methazin-Plus'ıda 5 gün süresiyle yine içme suyuyla karışık olarak verebilirsiniz. Amprol (Corid), Albon, Baycox (postacıların tercihi), Cocci-Geelmix, Dacozine 4-1 (Pamuk, e-koli ve paratifo'ya karşıda etkili), Salmocoxy, Sufamethazine (Meşhur Sulfa ilaçlarından birisi), Sulfamethoxazole-Trimethoprim, Trimethoprim/Sulfa, Vetisulit (bu hastalık için olmasada kullananlar var), European 4/1 (Avrupalı dörtte bir) bu ilacı kullandığınız öteki ilaçlardan sonuç alamazsanız son umut olarak kullanın. Bu ilaçların dışında Kokzivet diye bir ilaç/yem karışımını bulabilirseniz, kullanabilirsiniz. Bulabilirseniz diyorum, çünkü yenice bir ilaç ve her yerde satılmıyor. İlaçların dışında balansı iyi olan bir yem karışımı ile A, K3 ve B kompleks vitaminlerinin karışımlarının güvercinlerinize devamlı verilmesi kuşların güçlerini ve hastalıklara karşı dayanıklılıklarını arttırır.

Bu hastalığın bireylerde aktif hale gelmesinin dışında salgın olarakda baş gösterme olasılığı var. Bunu engellemek için bilmeniz gereken şey, cocci organizmasının kuşlarınızı hastalandırması için ergen olması gerektiği ve ergenleşmesinide kuşların vücudunun dışında gerçekleştirmesi. Tahmin edin nerede? Salmanızda yerde bulunan dışkıların içinde. Günlük olarak bu dışkıları temizlemek sadece bu hastalığı değil güvercin hastalıklarının 90%'ının bu yolla bulaşımını önlemekte bire bir. Daha iyi bir yöntemde, her zaman bahsettiğim gibi, salmanızın tabanının tel veya parmaklıklı tabakadan olması. Eğer bu olanak yoksa tabanın her zaman temiz olması ve, ideal salma koşullarından bir numaralı olanı, her zaman kuru olması. Nemli ortamlar bakteri ve virüsler için ideal üreme koşulları yaratır. Bunun dışında nede olsa güvercin besliyoruz ördek değil (ördekler bile yuvalarını kuru tutar:) Cocci'nin rahatça üreyebileceği başka bir ortamda toprak zemindir.

Gereksiz sitres güvercinlere her zaman kötü etki eder. Çoğu hastalığada neden olur. Bunu ortadan kaldırmak için kuşlarınıza disiplinli uçuş yaptırmanızı tavsiye ederim. Her zaman aç uçurup uçuştan sonra besleyip, sularınında yemden sonra verilmesi bu ortam için bir başlangıçtır.


İÇ PARAZİT HASTALIKLARI

YUVARLAK SOLUCANLAR ( ROUNDWORMS ) : 

Bu adla anılan bir çok parazit türü bulunmaktadır. Bu parazitler çeşitli canlılar üzerinde yaşamaktadırlar. Ascaridia Colombae adı ile bilinen bir tür sadece güvercinlerde yaygın olarak gözlenir.

Ornithostrongylus quadriradiatus'da diğer kuşlar ve tavuklarla birlikte güvercinlerde de bulunur. Salmonella hastalığına benzer belirtiler verir. Daha çok genç kuşlarda ara sıra görülür.
Her iki tür de güvercinlerin ince bağırsağında yaşarlar. Güvercinlerde bulunan türleri 2 – 3 cm uzunluğunda ve 1 mm kalınlığındadır. Ölü kuşların ince bağırsaklarında yapılacak bir incelemede gözle görülebilecek boyuttadır. Bu parazitin yumurtaları (larva) güvercinin dışkısında bulunur. Larvalar gözle görülemezler ancak mikroskopla saptanabilirler. Tedavi edilmediklerinde bağırsaklardaki yaşamlarını yıllarca sürdürebilirler. Kuşlarımızda bulunup bulunmadıklarını tespit etmek çok kolay değildir. Az sayıda bulunduklarında bazen hiç belirti vermeksizin varlıklarını sürdürürler. Çok sayıya ulaştıklarında sorunlar da başlar. Kuşlarımızın dışkılarında yapılacak mikroskobik inceleme ile kesin olarak tespit edilebilirler.


Özellikle genç kuşları çok çabuk etkilerler. Üç aylıktan küçük yavrularda öldürücü olabilirler. Erişkin kuşlarımız ise daha dayanıklı gibi görünseler de çok sayıda parazit taşıma durumuna bağlı olarak tamamen güçten düşerler. Vücutlarının güçten düşmesine paralel olarak da diğer hastalıklar ortaya çıkma eğilimine girerler ve kuşlarımız başka hastalıklara daha kolay yakalanabilecek konuma gelirler. Hızla zayıflama ve belirgin kilo kaybı başlar. Kuşlarımızda belirgin bir stres hali kaşınma, tüy yolma gibi davranışlar gözlenebilir. Uçucu kuşlarımız aniden uçmayı bırakıp hemen konmaya başlarlar. Dişi kuşlarda yumurta üretimi azalır. Parazit sayısının fazla olması bazen bağırsakta tıkanmaya neden olabilir. Bağırsak iltihapları ve Bağırsak kanamaları görülebilir. Bu durum bağırsak delinmesine kadar gidebilir. Bütün bunlara bağlı olarak ishal durumu vardır. Zaman zaman kusmaya neden olurlar. Bu tür ağır durumlar kuşumuzun ölümü ile sonuçlanabilir.

Bu tür solucanların kuşlarımıza bulaşması, genellikle bu parazitin yumurtalarının (larva) bulunduğu suların ya da yiyeceklerin kuşlarımız tarafından tüketilmesi ile gerçekleşir. Larvalar, 2 –3 hafta içinde aktif hale gelirler. Örneğin kuşlarımızın yemine karışmış olan fare pisliği, parazit larvalarını taşıyıcı rol oynayabilir. Larvaların kuşlarımızın yemlerine karışması ve hasta kuşların dışkılarına bulaşan yemlerin yenmesi gibi durumlar sonucu bulaşma yaygınlaşır. Bazen de kuşlarımızda bulunan dış parazitler (bit, pire, kene, atsineği, sivrisinek, karasinek) solucanların larvalarını, kan emme sırasında ya da farklı şekillerde kuşlarımıza bulaştırabilirler. Örneğin bu canlıların kuşlarımızın içme sularının bulunduğu suluklara konması ile parazit larvaları suluklarımıza bulaşabilir.

KIL KURTLARI ( HAİRWORMS ) :

Güvercinlerde görülen kıl kurtlarından en yaygın olanı Capillaria Obsignata'dır. Aynı şekilde Capillaria Coudiflata'da sık görülür. Bu kurtlar güvercinin ince bağırsağında yaşarlar, çok küçük ve incedirler. Uzunlukları 25 mm kalınlıkları ise 0.8 mm kadardır. Bu parazitler ince bağırsak duvarının içine gömülerek yaşarlar. Bu nedenle ölü kuşların ince bağırsaklarında yapılacak bir incelemede gözle görünmeleri pek kolay olmaz. Özel yöntemler kullanılarak tespit edilebilirler. Hasta kuşların dışkılarının mikroskop ile incelenmesi sonucu larvaları belirlenebilir ve kesin olarak saptanabilirler.
Kurtların larvasını taşıyan suların güvercinlerimizce tüketilmeleri sonucu bu parazitler kuşlarımıza bulaşabilir. Larvalar 8 – 9 gün içinde çevrede aktif hale gelirler. Aktif hale gelen larvalar güvercin tarafından alındıktan yaklaşık 15 gün sonra ince bağırsağa yerleşirler ve bağırsakta iltihaplanmaya neden olurlar. Bunun sonucu kuş yediklerini tam sindiremez ve zayıflama ile birlikte kuş ciddi şekilde güç kaybına uğrar. Bu aşamada ishal gözlenir. İshal, parazitin bağırsak duvarını delmesi nedeni ile ağır vakalarda kanlı olarak seyreder. Bağırsak iltihabı eğer tedavi edilmezse zamanla bağırsakta ağır tahribata neden olur. Kanamalar olabilir. Bu durum bağırsağın delinmesine kadar gidebilir. Bu tür vakalar ölümcül olabilir.
Trichostrangylus Tenius ise, solunum yolları parazitleri ailesinden gelmekle birlikte güvercinlerde körbağırsakta bulunur. Buraya yerleşerek buradaki mükozanın iltihabına neden olur. Bulunduğu yer kalınlaşır. Eğer çok sayıda bulunurlarsa bağırsak delinmesine neden olarak ölümcül olabilirler. Güvercinlerimizde ciddi huzursuzluğa neden olurlar. Kuşlarımız süreli tedirgin davranışlar, kaşınma ve tüy yolma gibi hareketler yapabilir.
Amidostomum anseris ise, kaslı mide ya da taşlık adı verilen midede bulunur. Böcekler ara konaktır.


MİDE DUVARI KURTLARI ( STOMARCH WALL WORMS ) :


Tetrameres Americana, güvercinlerde ön mide ya da bezli mide adı verilen proventriculus'da bulunur. Çekirgeler önemli bir ara konaktır.
Dispharynx Nasuta, serçe ve tavukgillerle birlikte güvercinlerde de görülür. Kısa ve kalın bir yapıları vardır. Renkleri beyazdır. Helozonlu bir yapı gösterirler. ön mide ya da bezli mide adı verilen proventriculus'da bulunur. Domuz böcekleri önemli bir ara konaktır.
Bu parazitler de bulundukları bölgelerde ciddi hasarlara neden olurlar. Kuşun aldığı besinleri iyi sindirememesine bağlı olarak zayıflamasına ve güç kaybetmesine neden olurlar.



Vücut şekilleri yassı bir görünümde ve birbirine birleşmiş küçük halkalar şeklindedir. Tüm şerit türlerinin yaşam şekilleri, bağırsağın duvarına gömülmek şeklindedir. Şerit başını bağırsak duvarına gömerek burada yaşar. Baş kısmında bağırsağın duvarına gömülmesini sağlayan kanca ve vantuzları bulunur. Bu organlar özellikle son bağırsak gibi dışarı atılma riski büyük bölgelerde bulunan parazitlerde daha da gelişmiştir. Başın gerisinde halkalardan oluşan uzunca bir vücut parçası bulunur. Parazit sürekli yeni halka üreterek büyür bu arada eski halkalar da koparak vücuttan atılır. Bu parazitler besinlerini tamamen bağırsak içindeki vücut sıvısından alırlar.


Üremeleri yuvarlak ve ovale yakın şekilleri olan küçük yumurtalar yolu ile olur. Bu yumurtalar ancak bir ara konak tarafından alınırlarsa gelişmelerine devam edebilirler. Ara konak olarak böcekler, hamam böcekleri, karıncalar, sinekler, özellikle kene ve pireler önemli rol oynarlar. Bu canlıların içinde gelişen yumurtalar daha sonra anüsten dışarı atılırlar. Bu aşamadan sonra larvalar besin maddelerine, sulara karışarak son konakçılarının midesine ve oradan da bağırsaklarına ulaşırlar. Larvaların yeni bir şerite dönüşmeleri yaklaşık 20 gün sürer.
Örneğin güvercinlerde larvaların vücuda alınmaları yeme ve suya bulaşmaları ile olur. Dış parazitler (bit, pire, kene, atsineği) bu konuda taşıyıcı etki yaparlar. Ancak bulaşma daha çok parazit taşıyan kuşların dışkılarının yemlere bulaşması yolu ile olmaktadır.


Kuşlarımızda yeme karşı isteksizlik, anormal zayıflama, belirgin kilo kaybı, kayıtsızlık bir kenara çekilip düşünme hali, güçsüzlük, yavaş büyüme, sürekli tüy karıştırma ve tüy yolma ve ishal görülebilir. Ağır vakalarda bağırsak iltihapları olur. Genç kuşları çok çabuk ve fazlasıyla etkiler. Altı haftalıktan küçük yavrularda ölümcül olabilir. Yetişkin kuşlar daha dayanıklı gibi görünseler de başka bir çok hastalık ortaya çıkma eğilimine girer. Sorunlar büyür.
Şerite ilişkin halkalar zaman zaman kuşun dışkısı ile dışarı atılırlar. Bu halkalar gözle görülebilecek boyuttadırlar. Dışkı içindeki büyüklükleri bir pirinç tanesi kadardır. Parazitten şüphelendiğiniz kuşlarda dışkıyı gözle kontrol edebilirsiniz. Bu tür halkaların varlığı, kuşumuzda şerit olduğunun belirtisidir. Ayrıca gene kuşumuzun dışkısı içinde şeritlere ait larvalar bulunabilir. Ancak bu larvaları ancak mikroskop ile gözleyebiliriz. Ölü kuşların bağırsaklarında yapılacak bir inceleme ile de tespit edilebilirler.

ŞERİTLER ( TAPEWORMS ) :

Cestoda adı altında sınıflanan şeritlerin güvercinlerde yaygın olarak görülen türleri iki tanedir. Hymenolepis Columbae ve Raillietina Cesticulus. (Columbae) Bu türler, bağırsakta bulunurlar. Güvercin iç parazitleri içinde şeritler diğer türlere göre daha seyrek görülmektedir.

Parazit kelebekler olarak adlandırılan bu sınıfa ait bir çok parazit türü bulunmaktadır. Yapı olarak şeritlere benzerler. Genel olarak ön taraflarında bir ağız bulunması ile şeritlerden ayrılırlar. Beslenmeleri ağız ve bağırsakla birlikte büyük oranda vücut yüzeyinden olur. Bazı türlerinde yumurtalar ilk gelişimlerini uterus içinde tamamlarlar. Diğer türlerde yumurtalar dışarı bırakıldıktan sonra bir ara konağa oradan da son konağa geçerler. Ara konak olarak, solucanlar, salyangozlar, böcekler kullanılır. Larvalar son konakta ergin hale gelişecekleri organa yerleşirler. Bu organlar genellikle bağırsaklar, karaciğer, idrar kesesi olabilir. Su kuşlarında ve tavuklarda bulunan bir türü kuşların yumurta kanalına yerleşerek bozuk yumurta bırakılmasına neden olur.

YASSI SOLUCANLAR ( FLATWORMS ) :

Bir Trematoda türü olan Echinostoma Revolutum, güvercinde körbağırsakta bulunur. 1 – 2 cm boy ve 2 mm eninde bir parazittir. Güvercinlerin yanı sıra kazlarda, kekliklerde ve tavuklarda da bulunur. Yumurtaları için insanlar, salyangozlar ve kurbağalar, ara ev sahipliği yaparlar. Son konakçıları olan güvercinlerde bağırsak iltihabına neden olurlar. Kuşlarımızda ishal, güçsüzlük. kilo kaybı gibi belirtiler verirler. Yumurtaları güvercinlerimizin dışkılarında mikroskobik inceleme sonucu tespit edilebilirler.

İÇ PARAZİTLERE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Güvercinlerde karşılaşılan iç parazitler yukarda incelediğimiz gibi birbirinden farklı yapılarda da olsa, parazitleri önlemek için alınabilecek önlemler hepsi için aynıdır. Çünkü hemen hepsinin bulaşma ve gelişim şekilleri birbirlerinin benzeridir. Alınabilecek önlemleri şu şekilde sıralayabiliriz.

1) Salmanın düzenli temizliği ve dezenfektesi ile sağlıklı yaşam koşullarına sahip hale getirilmesi.
2) Salmanın yeterli büyüklükte olması ve kuş başına düşen alanın uygun olması.
3) Salma içi havalandırmanın uygun olması. Birikmiş kuş dışkılarından yayılan amonyak gazının kuşlarımız tarafından solunması çeşitli solunum yolu hastalıklarına ve iç parazitlerin yeniden vücuda alınmasına neden olabilmektedir.
4) Kuşların yerde yemlenmemesi, içine kuş dışkısı bulaşmayacak şekilde özel yemlik ve sulukların kullanılması.
4) Yemlik ve sulukların başka kuşların ve canlıların kullanımına açık olmaması.
5) Salmanın sinek, böcek ve diğer haşere ve canlıların içine giremeyeceği şekilde tel kafesle yalıtılmış olması.
6) Düzenli dış parazit kontrollerinin ve ilaçlamasının yapılması.
7) Kuşlarımıza verdiğimiz yemlerin taze ve temiz olmasına özen gösterilmesi, mümkünse güvenilirliği test edilmiş yem dükkanlarından sürekli alış veriş yapılması.
8) Yemlerimizin içerlerine başka canlıların giremeyeceği şekilde ağzı kapalı kaplarda saklanması.


DIŞ PARAZİT HASTALIKLARI


Güvercinlerde rastlanan parazitleri kabaca iç parazitler ve dış parazitler olmak üzere iki ana grupta ele alabiliriz. İç parazitler, daha çok kuşların bağırsaklarında bulunan bazen de akciğerlerine yerleşen parazitsel canlılardan meydana gelmektedir. Bu araştırmanın konusunu oluşturan dış parazitler ise, güvercinin vücudunun tamamen dışında , tüyleri, telekleri arasında yaşayan canlıları konu almaktadır. Güvercinler üzerinde en çok rastlanan dış parazitlerin başında bit, atsineği, pire ve kene gelmektedir.

A) BİT

Bit adı altında sınıflanan 3500'e yakın böcek türü bulunmaktadır. Hayvan bitleri sınıflamada Phthiraptera takımı içinde ele alınmaktadır. Ortak özellikleri asalak bir yaşam sürdürmek olan bu canlılar, üzerinde bulundukları canlıya hayli zarar verebilmekte ve çeşitli hastalıklara ortam hazırlamaktadırlar.
Uzunlukları genellikle 1 - 2 mm  arasında değişen yassı vücutlu, kanatsız, genellikle kirli beyaz, sarı, kahverengi ve siyah tonlarında olabilen bu canlıların vücutları, baş göğüs ve karın olmak üzere üç ana bölümden meydana gelmektedir.
Gözler, duyargalar ve ağız baş bölümünde yer alır. Gözler bu canlılarda bir hayli körelmiş durumdadır. Sadece karanlık ve aydınlığı ayırt edebilecek bir yapısı vardır. Göğüs bölümü küçüktür. Göğüs bölümünde bulunan ayaklar üç çifttir ve vücudun iki tarafında bulunurlar. Ayakların sonları tırnak veya çengelle sonlanır. Bu kısımlar asalağın üzerinde yaşadığı canlıya sıkıca yapışmasına yarar. Yassı ve saydam bir görünüme sahip olan karın bölümü, 8 ya da 10 halkadan oluşmaktadır. Bütün vücut genellikle sert bir kitin tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka sayesinde kuşların gaga darbelerinden fazla etkilenmezler.
Bitler, ağız yapılarına göre iki büyük alt takıma ayrılarak incelenirler. Bunların ilki. Mallophaga adı verilen “Isırıcı Bitler”dir. Kuşlarda görülen bit türleri, bu takımın alt bireylerinden meydana gelmektedir. Bu tür bitler, telek, tüy ve derinin yumuşak kısımları ile bazen de kan ve doku sıvıları ile beslenirler. İkinci grup bitler, Anoplura adı verilen “Emici Bitler”dir. Bu tür sadece memeli hayvanlarda ve insanda asalak olarak bulunur. Bu tür bitler yalnız kan emerek yaşarlar.

GÜVERCİN BİTİ

Mallophaga adı verilen ısırıcı bitler takımının Menoponidae ve Philopteridae familyasına bağlı bazı bit türleri güvercinlerde de asalak olarak bulunurlar. Güvercinler üzerinde bulunan tüm bit çeşitlerini ben bu yazı kapsamında kabaca “güvercin biti” olarak adlandıracağım.
Burada önemle belirtmek istediğim bir nokta, güvercinler üzerinde bulunan bit türlerinin hiç birinin insana bulaşmayacağıdır. 3500 kadar çeşidi bulunan bit, üzerinde yaşadığı canlıya göre özelleşmiş bir yapı gösterir. Hatta aynı canlı üzerinde canlının farklı bölgelerine özelleşmiş bit türleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla güvercin üzerinde yaşayan bir bit çeşidini insanın üzerine taşırsanız bu bit insanın üzerinde yaşayamaz ve ölür. Çünkü güvercin bitlerinin tümü tüy ve telek yiyebilecek bir çene yapısına sahiptirler. İnsanda görülen bit türleri sadece kan emerek yaşayabilen Anoplura takımına ait alt türlerdir.
Kuşların çoğunda vücudun değişik bölgelerinde yaşamaya uyum sağlamış en az 4 ya da 5 tür bit aynı anda asalak olarak yaşamını sürdürebilir. Güvercinler üzerinde yaşadığı saptanmış bit türleri şunlardır.

GÜVERCİNLERDE GÖRÜLEN BİT TÜRLERİ

1) Menopon gallinae: Menoponidae ailesindendir. Antenleri 4 parçalı ve uzundur. Gövde iki parçalı bir görünümdedir. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşır. Tavuk biti ya da kırmızı bit adı ile bilinen bu bit türü, daha çok tavukların üzerinde bulunmaktadır. Sarımsı bir rengi vardır. Üzerinde kırmızı benekler bulunduğu için “kırmızı bit” adı ile de anılır. Bu bit türü tavukların yanı sıra nadiren güvercinler ve kanaryalar üzerinde de görülmektedir. Tüy ve telek yiyerek yaşar.

2) Goniocetes piageti: Philopteridae ailesindendir. Antenleri 5 parçalıdır. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşırlar. Tüy ve telek yiyerek yaşarlar. Evcil ve yabani kuşlarla birlikte yoğun olarak güvercinlerde de bulunurlar. Rengi sarı, kahverengi tonlarındadır.

3) Goniocetes compar: Philopteridae ailesindendir. Antenleri 5 parçalıdır. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşırlar. Tüy ve telek yiyerek yaşarlar. Evcil ve yabani kuşlarla birlikte yoğun olarak güvercinlerde de bulunurlar. Rengi sarı, kahverengi tonlarındadır.

4) Columbicola columbae: Philopteridae ailesindendir. Antenleri 5 parçalıdır. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşırlar. Tüy ve telek yiyerek yaşarlar. Evcil ve yabani kuşlarla birlikte yoğun olarak güvercinlerde de bulunurlar. Rengi sarı, kahverengi tonlarındadır. Diğer güvercin bitlerine göre daha uzunumsu bir yapısı vardır.
Güvercinlerde görülen bu bit türleri daha çok mevsimlik bir şekilde ortaya çıkarlar. Kış aylarında güvercinler üzerinde nadiren bite rastlanır. Ancak havaların ısınması ile birlikte aniden bütün kuşlarımıza yayıldıklarını görüp şaşırabiliriz. Güvercin bitlerinin üremesi için yaz mevsimi ideal koşulları sağlar. Tüy değişim dönemleri ise bitlenmenin en yaygın dönemlerini oluşturur. Bu dönemler bit açısından bol besin vardır. Uzun süre üzerinde bit barındırmış güvercinlerin özellikle kuyruk ve kanat teleklerinde bitlerin yemesi sonucu oluşmuş delikler ve belirgin zedelenmeler gözlenebilir.
Bit üzerinde yaşadığı güvercini hemen hemen hiç değiştirmez. Hatta güvercinin bir nedenle ölmesi halinde üzerinde yaşayan bitlerde sonradan ölürler. Ancak güvercinler arası kavgalar, çiftleşme, ortak beslenme ve sürtünme gibi yakın temas durumlarında bit diğer kuşa geçebilir. Aslında salmamızda bir kuş bitlendiyse ve biz onu hemen tespit edip ayırarak tedavi yoluna gitmemişsek büyük bir ihtimalle bit, salmamızdaki tüm kuşlara kısa zamanda yayılacaktır.

ÜREMESİ

Kuşlarda görülen bit çeşitlerinin hepsi, yumurtadan erişkin hale gelinceye kadar olan tüm yaşam evrelerini asalak olarak yaşadığı kuşun üzerinde geçirir. Erkek bite göre biraz daha büyük olan dişi bit, sirke adı verilen yumurtalarını tek tek yada topaklar halinde üzerinde yaşadığı kuşun tüyleri üzerine yapıştırır. Oval yapıda olan yumurtaların bırakılma yerleri türlere göre farklı olabilir. Bırakılan yumurta sayısı oldukça fazladır. Tek bir dişi bit bir seferde 20 kadar yumurta bırakır. Yumurtaların döllenmeden canlı kalma süreleri birkaç gün kadardır. Koşullar elverişli ise üreme hızı çok yüksektir. Yumurtalar (sirke) bir- iki hafta içinde çatlar ve bazı evrelerden geçerek erişkin biçime ulaşır. Yumurtaların erişkin biçime gelme süresi ortama, çevre sıcaklığına ve bit türüne bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu süre ortalama, 30 – 45 gün arasındadır.
Kuşlarda son derece yaygın olarak görülen bitlenme genellikle kuşa ölümcül bir zarar vermez. Ancak bitlenme aşırı boyutlara ulaştığında kuşlar bu asalaklardan çok rahatsız olurlar ve sürekli kaşınmaya başlarlar. Gagaları ile kendilerini temizlemeye uğraşırlar ancak bitlerle baş edemezler ve strese girerler. Bu temizlenme sırasında gagaları ile kendilerine ufak yaralar açabilirler. Bu yaralar çeşitli hastalıkların bulaşmasına ortam hazırlar. Ayrıca oluşan stres, kuşun güç kaybetmesine ve gene bir çok hastalığın oluşmasına zemin hazırlar. Bit, bir kez bir kuşumuzda görüldüğünde salmamızda bulunan diğer kuşlarımıza da hızla bulaşabilir. Bu aynı zamanda bazı hastalıkların sağlam diğer kuşlara bulaştırılma riskini de artırmaktadır. Güvercinlerde görülen bitler, kuşlarda kilo kaybına neden olarak da hastalık riskini artırıcı etki yapmaktadırlar.

B) ATSİNEĞİ

Bazı kuşçular tarafından kan emici özelliği nedeni ile “kene” olarak da adlandırılan bu parazit, aslında kene grubuna dahil değildir. Çiftkanatlılar (diptera) takımının bir üyesi olan atsineği, bu takımın Hippoboscidae ailesindendir. Bu ailenin üyeleri Asya ve Afrika kıtaları üzerinde yaygın olarak bulunmaktadır.
Bütün çiftkanatlılarda olduğu gibi, atsineği de iki kanatlı ve üç ayaklıdır. Uçucu bir böcek olan atsineğinin iri petek gözleri başının üzerinde yer alır. Ağız yapısı kan emmeye ve delmeye uygun bir şekilde gelişmiştir. Kan emmek için kuvvetli ve gelişmiş bir hortuma sahiptir. Bu hortum istenildiğinde kafanın içine çekilebilmektedir. Hortum hafice döndürülerek üzerinde yaşanan hayvanın içine doğru sokulur. Kan emme süresi ve sıklığı türlere göre değişir.
Uzunluğu 7- 10 mm kadar olan bu asalak, yassı bir vücut yapısına sahiptir. Tıknaz gövdeli ve küt kanatlı olan atsineğinin vücudu sert bir kitin tabakası ile kaplıdır bu nedenle karasinek gibi ezilerek kolayca öldürülemez. Kuşların üzerine yaşayanları bu kitin tabakası sayesinde gaga darbelerinden kurtulurlar.
Çiftkanatlıların çoğu gibi atsineği de hastalık taşıyıcıdır. Bir canlıdan diğerine geçerek yaşadıklarından bir çok hastalığı da beraberinde bulaştırabilirler. Güvercinlerde, Pox, Pramyxovirosis, Salmonella, Trichomonas gibi hastalıkların bulaşmasında atsinekleri bir etken olabilir. Atsineği, üzerinde bulunduğu güvercinin tüylerinin az olduğu koltuk altı ya da sık uçurulan kuşlarda görülen kanat çırpma sonucu oluşan kanat başlarındaki ufak yaralar gibi yerlerden kuşun kanını emerek onu fena halde rahatsız eder. Üzerinde atsineği bulunan kuşlar zaman içinde kan kaybı ve oluşan aşırı stres sonucu halsiz ve güçsüz düşebilirler. Bu durum ortaya çıkmak için fırsat kollayan çeşitli hastalıklar için ideal bir ortam yaratır.
Atsineği adından da anlaşılacağı üzere sıcak kanlı hayvanların özellikle de at ve sığır gibi memelilerin bir asalağıdır. Bu tür hayvanların bacak arası, karın ve kuyruk altı gibi daha tüysüz bölgelerine yerleşip kan emerek yaşamını sürdürür. Aslında bu şekilde asalak yaşayan atsineği genellikle dişidir. Çünkü dişiler yumurtalarını geliştirebilmek için kandaki proteinlere gereksinim duyarlar. Atsineği bazen çok nadir olarak insanlarda bile görülebilir. Güvercinlerde ise oldukça yaygındır. Güvercinde ve insanda görülen tür, Hippobosca equina adı verilen aynı türdür.

HIPPOBOSCA EQUINA

Atsinekleri üzerinde yaşadıkları canlıya göre değişik türler altında toplanmışlardır. Güvercinler üzerinde görülen atsineği, Hippobosca equina adı verilen bir türdür. Bu tür güvercinlerle birlikte yaklaşık 15 kadar canlıda da görülmektedir. Bu türün kan emme süresi 15 ile 40 dakika arasındadır. Kan emme sıklığı ise günde 5-6 defadır. İyi bir uçucu değildir. Kanatları kısmen körelmiştir. Genellikle üzerinde yaşadığı canlıyı değiştirmeme eğilimindedir. Bu nedenle kanata fazla gereksinim duymaz.
Hayatları tamamen üzerinde yaşadıkları canlıya bağlı olarak gelişir. Güvercinlerde görülen bu tür sadece kan emerek yaşamını sürdürür.

ÜREMESİ

Yavrularını pup olarak doğuran Hippobosca equina türünde yavrular, ana karnı içinde pup olarak gelişirler. Dişi atsineğinin üreme organı genişleyerek bu duruma uygun bir şekil kazanmıştır. Pup olarak gelişimini tamamlayanlar bu şekilde doğurulur. Atsinekleri puplarını kokmuş etler, hayvan gübreleri ve üzerinde yaşadıkları canlının açık yaraları gibi yerlere bırakır.
Yumurta bırakmak için nemli yerler tercih edilir. Yumurtalardan yeni sineklerin ortaya çıkışı yaklaşık 1 aylık bir sürecin sonunda olur. Özellikle yabani güvercinlerin toplu halde yaşadıkları çatı araları, havalandırma boşlukları gibi yerler atsineği için iyi bir beslenme ve üreme mekanı oluşturmaktadır. Puptan çıkan ve ergin hale gelmiş yeni yavrular, üzerinde konaklayacakları bir canlı aramak için harekete geçerler. Yavruların eşeysel olgunluğa erişmeleri 1 ay kadar sürer. Bırakılan yumurta sayısı ve yaşam uzunlukları konularındaki gözlemler çok farklıdır.

C) PİRE

Siphonaptera takımını oluşturan uzunlukları 1 – 10 mm arasında değişen kanatsız bir parazit olan pirenin 1600 kadar türü bulunmaktadır. Dünya üzerinde geniş bir yayılımı olan bu böceklerin ortak özelliği, kuşlar ve memeliler üzerinde asalak olarak yaşamaları ve kan emerek hayatlarını devam ettirebilmeleridir.
Vücut yapılarında dikkati ilk çeken özellik, vücudun yandan basılmışçasına yassı bir şekilde olmasıdır. Bu yapıları ile böceklerin tarzından önemli bir sapmaya sahiptirler. Ancak bu yapıları onların parazitsel yaşama iyi bir şekilde adapte olduklarını göstermektedir. Böylelikle tüyler ve telekler arasında kolayca hareket edebilmektedirler. Baş, gövde ve ayaklar gibi vücudu oluşturan ana bölümler arasında derin yarıklar yoktur. Vücut bütünlüklü (kompakt) bir yapıdadır. Tüm vücut çıkıntıları minimuma inmiş haldedir. Hatta antenler bile bir yarık içine alınarak harekete engel olmaları önlenmiştir. Pirenin üzerinde bulunan bütün kıl ve taraklar geriye doğru yatıktır. Bütün bu vücutsal özellikleri pirenin evrimsel anlamda parazit yaşamı için ideal bir tipe sahip olduğunu göstermektedir.
Pirenin diğer önemli bir yeteneği ise sıçrama kabiliyetidir. Kuvvetli ve çok gelişmiş bacak kasları sayesinde pireler 30 cm yüksekliğe ve 50 cm uzaklığa kadar sıçrayabilirler. Sıçrama sırasında kazandıkları ivme yerçekiminin 200 kez aşan bir değere ulaşmaktadır. Bu nitelikleri sayesinde kolayca kaçabilme ve izini kaybettirme özelliğine sahiptirler. Pirelerin sıçrama kapasiteleri pirenin türüne ve üzerinde bulunduğu canlının türüne göre değişiklik göstermektedir. Kuşlar üzerinde bulunan pireler genellikle fazla sıçrayan tipler değildir.
Renkleri genel olarak sarının tonları bazen kahverengi ve siyah olabilen pirenin üzeri parlak ve kaygan bir kitin tabakası ile kaplıdır. Ağız parçaları diğer kan emenlerde olduğu gibi aşağı-geriye doğru yönelmiş, delici ve emici bir hortum şeklindedir. Bir pirenin kan emme seansı 3,5 saat kadar sürebilmektedir. Rahatsız edildiklerinde emme işlemine ara verip başka bir yerden emmeyi sürdürürler. Böylece bir pire bir çok delik açabilmektedir. Olanak bulurlarsa günde en az bir kere kan emerler. Kan emmeksizin uzun süre yaşayabilirler. Bu süre bazı türlerde 1 yıl kadardır. Düşük sıcaklıklar ve yüksek nem oranlarında açlığa dayanma süreleri daha da uzundur. Ortalama ömürleri 3-4 ay kadardır. Aç ve düşük sıcaklıklarda bu süre çok daha fazladır.
Üzerinde yaşadıkları canlıya (konukçu) olan bağımlılıkları türlere göre değişiklik gösterir. Bazı türler ancak konukçu öldükten sonra onu terk eder. Bir kısmı konukçuya özelleşmiş olmakla birlikte bir kısmı konukçu seçimi yapmaz. Kuşlarda görülen pireler daha çok kuşlara özgüdür. Bu türler nadiren memeli hayvanlarda görülür. Aynı şekilde memeli hayvanlarda görülen pire türlerine de nadiren kuşlar üzerinde rastlanır.
Pire, üzerinde yaşadığı canlıda derin tahrişler ve şiddetli kaşıntılara neden olur. Açtığı ufak yaralar kaşıma ve kuşlarda gagalama gibi etkiler sonucu daha derin hale gelerek her türlü hastalığın bulaşması için uygun bir ortam yaratır. Yoğun şekilde pirelenen hayvanlar ciddi kan kaybına uğrayıp halsiz ve güçsüz düşerler. Ancak pirenin asıl tehlikeli yanı hastalık taşıyıcı olmasıdır. Bu hastalıkların başında veba gelir. Ortaçağda yaşanmış ve bir çok insanın ölümüne neden olmuş olan veba salgınlarında fare ve insanlarda ortak olarak bulunan bir pire türü taşıyıcı rol oynamıştır. Vebanın dışında tifüs, ve bazı bağırsak şeritlerinin taşınmasında pireler rol oynamaktadır. Kuşlarda ise Salmonella bakterisinin taşınmasında ve hastalığın yayılmasında pireler etkendir.

GÜVERCİNLERDE GÖRÜLEN PİRE TÜRLERİ

1) Ceratophyllus gallinae: Kuş piresi ya da tavuk piresi adı ile bilinen bu pire, kuşlara özgüdür. Kan emerek yaşar. Vücutları uzuncadır. Erginlerin yanaklarında tarak bulunmaz. Renkleri normal pireye göre biraz daha koyudur. Güvercinlerin yanı sıra birçok yabani kuş da görülürler.

2) Ceratophyllus columbae: Güvercin piresi olarak adlandırılan bu pireye daha çok güvercinlerde rastlanır. Vücutları uzuncadır. Erginlerin yanaklarında tarak bulunmaz. Renkleri normal pireye göre biraz daha koyudur.

Güvercinlerde pire çok yaygın değildir. Ya da farklı bir söyleyişle bit ve atsineğine oranla daha az görülür. Pire de çoğu asalak gibi hastalık taşıyıcıdır. Bir canlıdan diğerine geçerek yaşadıklarından bir çok hastalığı da beraberinde bulaştırabilirler. Güvercinlerde, Pox, Pramyxovirosis, Salmonella, Trichomonas gibi hastalıkların bulaşmasında pire bir etken olabilir. Özellikle Salmonella hastalığını bulaştırdığı bilinmektedir. Pire güvercinin kanını emerek onu fena halde rahatsız eder. Üzerinde pire bulunan kuşlar zaman içinde kan kaybı ve oluşan aşırı stres sonucu halsiz ve güçsüz düşebilirler. Bu durum ortaya çıkmak için fırsat kollayan çeşitli hastalıklar için ideal bir ortam yaratır.

ÜREMESİ

Dişi pirenin yumurta geliştirebilmesi için mutlaka kan emmesi gerekmektedir. Normal olarak pireler kan emdikten birkaç gün sonra yumurta bırakırlar. Bırakılan yumurta sayısı pirenin türüne göre değişiklik gösterir. Kuşlarda ve güvercinlerde görülen pire türlerinde bırakılan yumurta sayısı 20 kadardır. Ancak kan emmeye devam ettikleri sürede yumurta bırakma işlemi de devam eder. Böylece yumurta bırakma süresi 3 aya kadar çıkabilir.
Yarım milimetre büyüklüğünde olan yumurtalar beyaz renklidir ve gözle görülebilir. Yumurtalar daha çok üzerinde yaşadıkları canlının yuvasına veya üzerine bırakılabilir. Bırakılan yumurtalardan 5 gün kadar sonra kurtçuk şeklinde lavralar çıkar. Lavralar bırakıldıkları yerde bulunan kıl, tüy,deri gibi organik maddeler ile beslenirler. İki defa deri değiştirdikten sonra olgunlaşan lavralar, salgılandıktan sonra sertleşen tükürükleri ile kendilerine bir koza örerler. Üçüncü deri değiştiriminden sonra lavra bu koza içinde bir pup halini alır. Bu puptan ergin yavruların çıkması 8 – 14 gün arasında olur. Bununla birlikte kozadan çıkma süresi çevre koşullarına bağlı olarak birkaç ay hatta bir seneye kadar gecikebilir.
Erginleşerek kozadan çıkan yavrular kısa bir süre içinde çiftleşmeye hazır hale gelirler. Çiftleşme sonrası pireler hemen konukçularını aramaya başlarlar. Koku, sıcaklık ve özellikle de titreşimleri alan duyu organları sayesinde konukçularını bulmakta zorlanmazlar.

D) KENE

Acarina takımının bir üyesi olan kenelerin büyüklükleri 1 mm ile 3 cm arasında değişmektedir. Yuvarlak yapılı bir canlı olan kene, kuşlarda, evcil hayvanlarda, insanda ve bitkilerde çoğunlukla parazit olarak yaşar. Çoğunlukla diyorum çünkü bazı türleri zaman zaman ya da yaşamının belirli bir evresinde parazittir. Bazı türleri ise parazit değildir. Genellikle karsal ortamda bulunmakla birlikte tatlısuda ve denizlerde yaşayan türleri de bulunmaktadır. Bu ailenin sıcak kanlı canlılar üzerlerinde yaşayanlarına kene adı verilirken suda yaşayan üyelerine akar denilmektedir. Bütün bu türlerinin sayısı 30.000 kadardır. Yeryüzünün hemen hemen tüm bölgelerine yayılmış olarak bulunurlar.
Dış görünüş olarak en önemli özellikleri vücutlarının bölütlü olmamasıdır. Vücut bölgeleri tamamen kaynaşmış durumdadır. Yuvarlak tek parça bir gövdeden çoğu defa 4 çift yürüme bacağı çıkar. Bacakların uçlarında kavrama ve tutunma işine uygun birer çift tırnak bulunur. Ağız parçaları delmeye ve emmeye uygun şekilde gelişmiştir. Vücutlarının üzeri genellikle tüy ve dikenlerle kaplıdır. Gözleri fazla gelişmemiş bir canlı olan kenelerde bu tüyler dokunma organı görevi görürler.
Renkleri değişiktir. Kahverenginin çeşitli tonları, siyah, turuncu, yeşil ve kırmızı olanları vardır. Bazıları da bu renklerin bir karışımı şeklindedir. Yaprak döküntülerinin arasında, humuslu topraklarda, çürümüş köklerin arasında, bir parça orman toprağının içinde, memeli hayvanların inlerinde, kuş ve karınca yuvalarında, güvercin salmalarında bir çok kene türü bulunabilir. Bunların bir çoğu ancak mikroskop altında görülebilecek büyüklüktedir.
Kuşlar ve memeli hayvanlarda görülen kene türleri genellikle yalnız beslenecekleri zaman konukçularına yapışırlar. Bunun dışındaki zamanlarını konukçunun vücudunun dışında bir yerde geçirirler. Örneğin konukçunun yuvası gibi. Kenelerin vücutları, güvercinlerde bulunan diğer parazit türlerinde olduğu gibi sert bir kitin tabakası ile kaplı değildir. Bu nedenle keneler kan emdikçe şişerler.
Genelin aksine kuşlarda görülen bazı kene türleri bütün yaşamlarını konukçuya yapışık olarak geçirirler. Telek yiyerek yaşayan bazı türler buna örnektir. Beslenme tipine göre Parafajen olarak adlandırılan bu türler, üzerinde yaşadıkları canlıya (konukçularına) kan emici diğer türlere göre daha az zarar verirler. Bazı kene türleri ise konukçularının solunum sistemlerinde iç parazit olarak bulunurlar.
Kene türleri mikrop taşıyıcı ve hastalık bulaştırıcı canlılardır. İnsana humma mikrobunu taşıdıkları gibi uyuz hastalığına da neden olurlar. Tahıl keneleri ise depolanmış tahıllara büyük zararlar verebilirler.

GÜVERCİNLERDE GÖRÜLEN KENE TÜRLERİ

1) Dermanyssus gallinae: Kuş kenesi adı ile de bilinen bu parazit kan emicidir. Uzunluğu 0.7 mm kadardır. Tavuk ve sülün gibi canlıların yanı sıra güvercinler üzerinde de rastlanmaktadır. Nadiren evcil hayvanlarda ve insanda da görülebilir. Sürekli olarak konukçularının üzerinde yaşamazlar. Sadece kan emecekleri zaman konukçularına yapışırlar. Gündüzleri aktif değildirler, genellikle bir yerde gizlenirler. Gece olunca aktif hale geçerek kan emecekleri canlıyı aramaya başlarlar.

2) Argas reflexus: Güvercin kenesi adı ile bilinir. Güvercinlerde en sık görülen kene türüdür. Erkekleri 4, dişileri 6 – 8 mm uzunluğundadır. Vücutları yassı oval şekillidir. Kan emerek yaşar. Güvercinlerin dışında nadiren tavuk, ördek ve insandan da kan emerler. Sürekli olarak konukçularının üzerinde yaşamazlar. Sadece kan emecekleri zaman konukçularına yapışırlar. Gündüzleri aktif değildirler, genellikle bir yerde gizlenirler. Gece olunca aktif hale geçerek kan emecekleri canlıyı aramaya başlarlar.

3) Argas percisus: Daha çok tavuklarda bulunan bir kene türüdür. Nadiren güvercinlerde de görülür. Kan emerek yaşar. Geceleri aktiftir.

Güvercinlerde görülen kene türlerinin hepsi kan emici türler olup geceleri aktif haldedirler. Gündüzleri ise genellikle güvercinlerin yuvalarında ya da yakın yerlerde gizlenirler. Güvercinlerde kene çok yaygın değildir. Ya da farklı bir söyleyişle bit ve atsineğine oranla daha az görülür. Kene de çoğu asalak gibi hastalık taşıyıcıdır. Bir canlıdan diğerine geçerek yaşadıklarından bir çok hastalığı da beraberinde bulaştırabilirler. Güvercinlerde, Pox, Pramyxovirosis, Salmonella, Trichomonas gibi hastalıkların bulaşmasında kene bir etken olabilir. Kene güvercinin kanını emerek onu fena halde rahatsız eder. Üzerinde kene bulunan kuşlar zaman içinde kan kaybı ve oluşan aşırı stres sonucu halsiz ve güçsüz düşebilirler. Bu durum ortaya çıkmak için fırsat kollayan çeşitli hastalıklar için ideal bir ortam yaratır.

ÜREMESİ

Keneler ayrı eşeylidir. Çoğu yumurtlayarak, bazı türleri ise yumurtaların dişinin içinde açılması sonucu doğurarak ürerler. Bir çok türünde ise döllenmesiz üremeye rastlanır. Çiftleşme davranışları türlere göre değişiktir. Spermler erkekten dişiye doğrudan çiftleşme organı ya da sperm kapsülleri aracılığı ile aktarılır. Erkek sperm kapsüllerini bir yüzeye bırakabildiği gibi, ağzı yolu ile dişinin üreme deliğine de bırakabilir.

Yumurta sayısı türlere göre değişiklik gösterir. Yumurtalar genellikle toprak ve humus içersine depo edilirler. Yumurta bırakan türlerde yumurtadan yavru çıkana dek 4 ayrı gelişim evresi gözlenir. Yumurtadan yavru çıkma süresi 4 – 6 hafta kadardır. Çıkan yeni yavruların önemli bir özelliği 3 çift bacağa sahip olmalarıdır. Böylelikle yavrular 4. Çift bacaklarının olmaması ile erginlerden ayrılabilirler.

DIŞ PARAZİTLERE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Yukarda incelendiği gibi güvercinlerde görülen dış parazit türleri oldukça çeşitlidir. Ancak parazitin türü ne olursa olsun izlenecek koruyucu önlemler hemen hemen aynı gibidir. Bunların başında, güvercin yuvalarının, salmaların temizlik ve hijyenik açıdan bakımı gelmektedir. Daha sonra güvercinlerimizin periyodik kontrolu ve ilaçlanması söylenebilir. Eğer güvercinlerimizin  parazit taşımalarını ve hastalık yapıcı mikroplara açık olmalarını istemiyorsak alınabilecek koruyucu önlemleri şu şekilde özetleyebiliriz.

1) Kuşlarınızı yerde yemlemeyiniz. İçine kuşların dışkısı girmeyecek şekilde özel olarak hazırlayacağınız yemlikler kullanınız. Tavuklar için üretilmiş olan üstü telli yemlikler güvercinler için de kullanılabilir.
2) Suluklarınız da aynı şekilde içine dışkı bulaşmayacak biçimde  korunaklı olmalıdır. Piyasada satılan üstü kapalı güvercin suluklardan kullanabilirsiniz.
3) Kuşlarınızın yemlik ve sulukları, başka kuşların (serçe, yabani güvercin) kullanımına açık olmayacak şekilde bulundurulmalıdır.
4) Salmanızı ve salma içi ekipmanlarınızı sık ve düzenli aralıklarla temizleyiniz. Bu temizleme sırasında dezenfektan ilaçlar kullanmak uygundur. Hiçbir ilaç yoksa klorlu bir çamaşırsuyu da iyi bir dezenfektan görevi görür. Salmanın temizlenip dezenfekte edilme aralığı en fazla bir hafta olmalıdır. Ayrıca salmanın içinin havadar olmasına özen gösteriniz. Havadar olmayan dar ve küçük mekanlarda güvercin beslemek, güvercinlerimizin sağlığı açısından hiç de uygun değildir.
5) Salmanın tabanı ıslak olmamalıdır. Islak ortam bir çok mikrobun barınması ve parazitlerin yumurtalarının gelişimi için oldukça uygun bir zemin yaratmaktadır. Salma tabanına kum sermeyiniz. Salma tabanındaki kum, mikrop ve parazitler için iyi bir barınma ve gelişme ortamı sağlar.
6) Salmanızı, içine her tür parazitin, sineğin, böceğin vb girmesini  engellemek amacı ile uygun gözenekli kafes teli kullanarak yalıtınız.
7) Kuşlarınızın diğer bütün kuşlardan evcil ve yabani bütün güvercinlerden uzak ve yalıtık bir ortamda yaşamasına ve uçurduğunuzda bu tür kuşlarla temas etmemelerine dikkat ediniz.
8) Güvercinlerinizin tümünü en az ayda bir kez genel sağlık kontrolünden geçiriniz. Bu kontrol sırasında olması muhtemel tüm hastalıkların belirtilerini inceleyiniz ve dış parazit taşıyıp taşımadıklarını gözleyiniz. Yaz aylarında ve tüy değişim dönemlerinde dış parazit kontrollerini artırınız.
9) Sürekli kaşınan ve huzursuz bir görüntü sunan kuşlarınızı mutlaka parazit taramasına tabi tutunuz. Salma içini belli aralıklarla parazit öldürücü ilaçlarla ilaçlayınız.
10) Kuşlarınıza haftada bir banyo yaptırınız. Banyo sularına parazit önleyici ve koruyucu ilaçlar karıştırınız. Ayrıca parazit taşımasalar bile güvercinlerinizi yaz aylarında ayda bir, kış aylarında iki ayda bir dış parazit öldürücü ilaçlar ile ilaçlayınız. Bu konuda ilaçlar  bölümde detay bilgi vereceğim.



Kaynak : guvercin.info
Previous
Next Post »